Hakkında Manhattan
Woody Allen'ın hem yönettiği hem de başrolünde yer aldığı 1979 yapımı 'Manhattan', New York şehrinin siyah-beyaz ve büyüleyici görüntüleri eşliğinde, modern ilişkilerin karmaşıklığını derinlemesine işleyen bir başyapıttır. Film, televizyon yazarı Isaac Davis'in (Woody Allen) hayatını merkezine alır. Isaac, boşanma sonrası kendini yeniden tanımlamaya çalışırken, henüz liseden yeni mezun olmuş Tracy (Mariel Hemingway) ile sıra dışı bir ilişkiye başlar. Ancak hayatı, en yakın arkadaşı Yale'nin (Michael Murphy) metresi olan entelektüel ve çekici Mary (Diane Keaton) ile tanıştığında beklenmedik bir dönüşüm geçirir.
Woody Allen'ın keskin diyalogları ve karakter gelişimine olan hâkimiyeti, filmi sıradan bir romantik komedinin çok ötesine taşır. Diane Keaton'un performansı, güçlü ve kırılgan bir kadın portresi çizerken, genç Mariel Hemingway'in doğallığı ve olgunluğu izleyiciyi şaşırtır. Gordon Willis'in görüntü yönetmenliği, New York'u sadece bir mekân değil, filmin sessiz bir karakteri haline getirir. George Gershwin'in müzikleri ise bu siyah-beyaz dünyaya romantik ve nostaljik bir ruh katar.
'Manhattan', aşk, sanat, entelektüellik ve yetişkin olmanın anlamı üzerine düşündürücü sorular sorar. İlişkilerdeki ikiyüzlülük, yaş farkı ve sadakatsizlik gibi temaları cesurca ele alır, ancak bunu mizah ve incelikle yapar. Film, izleyiciyi güldürürken aynı zamanda derin bir hüzün ve insani bir anlayışla buluşturur. Güncelliğini hiç yitirmemiş bu klasik, hem sinema tutkunları hem de kaliteli hikâye anlatıcılığı arayanlar için mutlaka izlenmesi gereken bir eserdir. Woody Allen'ın New York'a olan aşkının ve insan doğasına dair keskin gözlemlerinin en saf yansımasıdır.
Woody Allen'ın keskin diyalogları ve karakter gelişimine olan hâkimiyeti, filmi sıradan bir romantik komedinin çok ötesine taşır. Diane Keaton'un performansı, güçlü ve kırılgan bir kadın portresi çizerken, genç Mariel Hemingway'in doğallığı ve olgunluğu izleyiciyi şaşırtır. Gordon Willis'in görüntü yönetmenliği, New York'u sadece bir mekân değil, filmin sessiz bir karakteri haline getirir. George Gershwin'in müzikleri ise bu siyah-beyaz dünyaya romantik ve nostaljik bir ruh katar.
'Manhattan', aşk, sanat, entelektüellik ve yetişkin olmanın anlamı üzerine düşündürücü sorular sorar. İlişkilerdeki ikiyüzlülük, yaş farkı ve sadakatsizlik gibi temaları cesurca ele alır, ancak bunu mizah ve incelikle yapar. Film, izleyiciyi güldürürken aynı zamanda derin bir hüzün ve insani bir anlayışla buluşturur. Güncelliğini hiç yitirmemiş bu klasik, hem sinema tutkunları hem de kaliteli hikâye anlatıcılığı arayanlar için mutlaka izlenmesi gereken bir eserdir. Woody Allen'ın New York'a olan aşkının ve insan doğasına dair keskin gözlemlerinin en saf yansımasıdır.


















